Aylık arşivler: Aralık 2013

Sen-Sarkilarini-Soyle

2013’ün en iyi 10 filmi

Bazılarını hala izlememiş, bazısını da unutamamış olabilirsiniz. İşte bu yılın en iyi filmleri:

1 – Sen Şarkılarını Söyle (Inside Llewyn Davis)
Coen Kardeşler’in yine bir dönem dramasına imza attıkları Inside Llewyn Davis, 1960’lı yılların New York’unda geçiyor. 1960’lı yılların başında Greenwich Village, folk müziğin devrimine sahne olur. Film ünlü folk sanatçısı Dave Van Ronk’un hayatından ilhamla yola çıkarak, dönemin müzik piyasasında yaşananları ünlü sanatçılar Bob Dylan, Joan Baez ve Joni Mitchell eşliğinde beyazperdeye taşımakta. 2013 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmin başrollerinde Justin Timberlake, John Goodman ve son dönemin dikkat çeken yeteneklerinden Carey Mulligan yer alıyor.

2 – Düzenbaz (American Hustle)

En çarpıcı skandallardan birinin kışkırtıcı dünyasında geçen bu kurgusal filmde, zeki bir dolandırıcı olan Irving Rosenfeld’in hikayesi anlatılıyor. Irving Rosenfeld kendisi gibi kurnaz İngiliz partneri ve sevgilisi Sydney Prosser ile dengesiz FBI ajanı Richie DiMaso için çalışmak zorunda kalır. DiMaso ikiliyi Jersey mafyalarının dünyasına iter. Irving’in hareketleri tahmin edilemeyen karısı Rosalyn, belki de tüm dünyayı etkileyecek adımı atacak tek kişidir.

3 – Gece Yarısından Önce (Before Midnight)

Before Sunrise ve Before Sunset filmlerinin ardından yönetmen Richard Linklater ile oyuncular Ethan Hawke ve Julie Delpy’i tekrar bir araya getiren serinin 3. devam filmi Before Midnight, Jesse’nin evli olduğu eşinden boşanıp büyük aşkı Celine’le evlenmelerinin ardından yaşananları anlatıyor. Aradan geçen 9 yılın ardından iki çocukları olan ikilinin gelecekleri Before Midnight ile şekilleniyor.

4 – The Great Beauty

Son olarak 2011 yapımı This Must Be the Place filmiyle seyircisiyle buluşan Paolo Sorrentino’nun yazıp yönettiği filmin başrollerini Toni Servillo, Carlo Verdone ve Sabrina Ferilli paylaşıyor. Roma’nın büyüleyici ve görkemli atmosferinde yaşayan Jep Gamberdella, 65 yaşına gelmiş ve sıkça geçip giden gençliğini özlemekte olan bir yazardır. Gençliğinde yazmış olduğu “The Human Camera” ile ihtişamlı bir başarı yakalamış ve Roma yüksek sosyetesine kabul edilerek ihtişamlı bir hayat sürmeye başlamıştır. Hayatı başarılarla geçen Jep, bu süreçte tanıdığı insanların değişimlerine ve insanlıktan çıkma noktasına geldikleri bir krize tanık olur. Hayallerinde masumiyetini koruyan tek şey ise gençlik aşkıdır. Artık yeniden yazma zamanının geldiğine karar verir.

5 – Her

Joaquin Phoenix’in eşiyle boşanmak üzere olan yalnız bir yazar rolünü canlandırdığı filmde, Scarlett Johansson ise bilgisayar sistemini seslendiriyor. Filmin konusu ise yazarın bilgisayardan gelen bu sese duyduğu aşk. Bilim-kurgu öğeleri içeren romantik filmde Amy Adams ve Oliva Wilde da rol alıyor.

6 – Bir Avuç Günah (A Touch of Sin)

Gösteriminden itibaren şiddet içerikli öyküsüyle tartışmalara yol açan Jia Zhang-Ke’nin “A Touch of Sin” filmi bu yıl Cannes’da “En İyi Senaryo” ödülüne layık görüldü. Günümüz Çin toplumunda kırsal kesimde geçen dört öyküyü birleştiren “A Touch of Sin”, ülkenin hızlı ekonomik büyümesinin yanında yükselen şiddete karşı bir eleştiri niteliği taşıyor.

7 – Öldürme Eylemi (The Act Of Killing)

Yönetmenliğini Joshua Oppenheimer ve Christine Cynn’nin yaptığı “Öldürme Eylemi”, karaborsada sinema biletleri satan Anwar ve arkadaşlarının ufak ‘sinema çetesi’nin daha sonra milyonlarca kişinin öldürülmesinden sorumlu paramiliter, aşırı sağcı bir örgüte dönüşmesini anlatıyor. Komünist olduğu varsayılan milyonlarca entelektüel ve Çinli azınlık, 1965 yılında meydana gelen askeri darbe süresince grubun yaptığı katliamlar sonucunda yaşamlarını yitirir. Anwar, şimdilerde konforlu ve rahat bir yaşam sürmekte, örgütün kurucu rol modeli olmanın keyfini çıkarmaktadır. Film boyunca Anwar ve arkadaşları yaptıkları katliamları bütün sıradanlığıyla anlatırken, diğer yandan da bu anları tüm tuhaflıklarıyla, çok sevdikleri eski Amerikan filmlerinden sahnelermiş gibi canlandırıyorlar. Öldürme Eylemi, insanlık suçlularının, katillerin ve faillerin akıllarının işleyişine tanık olduğumuz tedirgin edici bir sinema deneyimi ve aynı zamanda kötülüğün bize tüm sıradanlığı ve yalınlığıyla göründüğü bir film.

8 – Son Durak (Fruitvale Station)

Yönetmen Ryan Coogler’ın ilk uzun metrajlı filmi olma özelliği taşıyan “Fruitvale Station / Son Durak”, elindeki malzemeyi yeterince başarılı bir şekilde kullanan gerçek olaylardan esinlenilmiş etkileyici bir film. 2008’i 2009 yılına bağlayan yılbaşı gecesi polis tarafından sebepsiz yere vurulan 22 yaşındaki Oscar Grant’in gerçek hikayesinden esinlenen film, yılın iyi bağımsız yapımlarından bir tanesi.

9 – Sona Doğru (All Is Lost)

Yönetmen J.C. Chandor’ın bir adamın okyanusun ortasındaki hayatta kalma mücadelesini gerçekçi bir şekilde kaleme aldığı “Sona Doğru”, limitli hikayesine rağmen yılın etkileyici ve orijinal filmlerinden biri olarak öne çıkıyor. Film, yatının okyanusun ortasına bırakılan bir kargoya çarpması sonucu Hint Okyanusu’nun ortasında mahsur kalan bir adamın yaşam savaşını anlatıyor.

10 – Başka Söze Gerek Yok (Enough Said)

ABD yapımı komedi filmi. Başrollerini Catherine Keener, Toni Collete, James Gandolfini, Julia Louis Dreyfus ve Ben Falcone’un paylaştığı filmin yönetmen koltuğunda ise Nicole Holofcener yer alıyor. Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva’nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi alt-üst edecektir. Albert hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri anlatacak olan bu kadın, Albert’ın eski eşidir.

Kaynak: iha.com.tr

SPONSORLU BANĞLANTI

Okullar Yöneticisiz Kaldı

Yönetici atamalarının olduğu şu günlerde hiç yöneticisi olmayan okullar oluştu. Bu yıl yönetici atamalarının zamanında yapılmamış olması, eğitimde yeni sıkıntıların yaşanmasına neden oluyor. Okulların yeni eğitim öğretim yılı planlamaları altüst oldu.

Müdür olan müdür yardımcılarının yerleri, yeterli sayıda sınavı kazanan olmadığından boş kaldı(özellikle büyükşehirlerde). Halen İstanbul’da okulların müdür yardımcısı normunun yarısı boş kalmıştır. Daha vahimi ise öğrencisi ve öğretmeni olduğu halde, müdürü ve müdür yardımcısı olmayan onlarca okul oluştu.

Vatandaş okullarda muhatap bulamaz hale geldi. Bu okulların vekil müdürleri kadrolarıyla başka okullara gittiler. İlkokul-ortaokul ayrımından dolayı boş normlar hızla artmaya devam ediyor. Eğitim öğretim yılının yarısını bitirmek üzere olduğumuz şu günlerde, harıl harıl idareci görevlendirilmeleri yaşanacak. Bunun anlamı; sınıflardan yeni öğretmenler çekilecek. Mecburen çekilecek. Zira idaresiz okul düşünülemez.

Sınavı kazanıp, atama bekleyen müdür adaylarının çoğunun, müdür yardımcılarından olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı müdür atamalarında sınıftan öğretmen çekme fazla olmadı. Ancak müdür yardımcısı adaylarının ekseriyeti sınıflardan çekilmiş oldu. Hele bir de bu arkadaşlarımız birinci ya da ikinci sınıfı okutan öğretmenlerimiz ise varın öğrencinin halini siz düşünün.

Hiç yöneticisi bulunmayan okullar bir tarafta, diğer tarafta ciddi müdür yardımcısı eksikliği. Bütün bu eksiklerin giderilmesi için, mecburen sınıftan öğretmen çekmeler devam edecek. Eee, bu işte bir sorun var.

Hasıl-ı Kelam; artık şu planlamaları zamanından önce yapıp, takvimi ihtiyat bırakarak hazırlayın. Yazık oluyor, çocuklarımıza ve geleceğimize.

Emrullah AYDIN
Eğitim Bir Sen İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı

SPONSORLU BANĞLANTI