ogretmenedeger

Öğretmene Hiç Değer Yok mu?

 Toplumda her mesleğin kendisine göre elde etmiş olduğu bir statüsü vardır. Öğretmenliğin de toplumda bir statüsü vardır. Bu statü amalarla doludur. Öğretmenin toplumdaki statüsüyle ilgili gözlemlerim öğretmene hak ettiği değerin verilmediğinden yanadır. Yani öğretmene verilen değer çok yetersizdir. Toplumun öğretmene verdiği değeri yanılgılarla, amalarla dolu şu boyutlarda ele almayı uygun gördüm:

“ Öğretmenlik okumaya bağlıdır ama yine de öğretmenliği herkes yapabilir .”Toplumun en büyük yanılgılarının başında bu anlayış gelir. Bu anlayışa da sebep yetkililerin herkesi öğretmen yapmasından kaynaklanmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadarki geçen sürede sınıf öğretmenliği branşına 430 civarında kaynaktan öğretmen ataması yapılmıştır. Sonuçlara bakılırsa herkesin öğretmenliği yapabileceği anlayışı yüzünden eğitimde istenen realite yakalanamamıştır. Hal böyle olunca öğretmenlik değersizleştirilmiştir.

“ Öğretmenlik yorucu gibi görünüyor ama aslında rahat meslektir. “İşin içinde olmayan kapıdan içeri girmeyip sadece pencereden bakanlar için öğretmenlik yarım günden haftada 30 saatten ibarettir, anlayışı hâkimdir. Kimse öğretmenin ders öncesi hazırlığını planını, programını, yazılı kâğıdını hesaba katmaz. Herkes öğretmenin 2 aylık tatilini 3-4 aya çıkartır. Ne yazık ki yanlış bilme ve köhne düşünceler öğretmenliğin değerini azaltmıştır.

“Öğretmenlik kutsal meslektir ama öğretmenliğin geliri düşüktür.”Madem kutsalsa kutsallık neden maneviyatla değil de maddiyatla ölçülüyor? İnsanlık materyalist bir anlayışa bürünmeye başladığından beridir ki maneviyata, kişiliğe değil de paraya kürke değer verilir hale gelinmiştir. Materyalist anlayış da toplumu maneviyattan kopartmaya maddeye yönelmeye sevk etmiştir. Değil öğretmene kim olursa olsun insana kürkü için değil kişiliği için değer verilmelidir.

“Kamuda vatandaş hiçbir personele hesap soramaz ama öğretmene aslan kesilir.” İnsanımız herhangi bir kurumda aşağılanırcasına muamele görünce sesini çıkartmaz ama öğretmen ders için araç gereç ödev isteyince birden aslan kesilir. Öğretmene şiddet uygular. Alo 147 ye şikâyet eder.”Çocuğum eve geldi morali bozuktu x öğretmeni şikâyet etmek istiyorum” der insanımız. Soruyorum o insana kamudaki başka personelin hatası olduğu halde hatasını şikâyet ediyor musun? Tabi ki hayır kim uğraşacak der ama öğretmen hep gözüne batar.

Her ne kadar biz yazılarımıza dile getirsek de toplumdaki bu yanlış algılar mutlaka devam edecektir. Toplum öğretmenliğin bir uzmanlık mesleği olduğuna, öğretmenliği herkesin yapamayacağına, öğretmenin maaşına değil de mesleki ve genel kişiliğine bakılması gerektiğine , öğretmeni bir düşman bellemeyip yavrularımızın geleceğini şekillendiren onları topluma kazandıran kişiler olduğuna kanaat getirdiğinde , sadece öğretmenden haksız yere hesap sormayı bırakıp herkes karşısında hakkını savunan bir toplum vaziyetini aldığında işte o toplum yenilmeye değil, yenmeye, geri kalmışlığa değil ilerlemeye, söz dinlemeye değil söz dinlettirmeye, çözülmeye dağılmaya değil birliğe beraberliğe emin adımlarla koşan bir toplum olacaktır.Bunların mimarı da hiç şüphesiz öğretmendir. Eğer toplum bunları istiyorsa toplum öğretmene hak ettiği değeri vermelidir.

Öğretmen ülkenin kalemli neferidir. Unutulmamalıdır ki kalem kılıçtan keskindir. O kalemleri de ülkenin ve insanlığın refahı için kullanacak olanlar hiç şüphesiz eğitim neferlerimizdir. Eğitim neferlerimizin kalemlerinin keskinliği, toplumumuzun neferlerimize vereceği değerle artacak, maddiyattan ziyade maneviyatla şahlanacaktır. Toplumun bazı düşüncelerinin yanlışlığını açıklamaya çalıştıktıktan sonra topluma şunu sormak istiyorum “öğretmene hiç değer yok mu?”

İsrafil Ayyıldız/mebpersonel.com

Her Öğretmene Mesleğini Sorgulatacak 12 Muhteşem Eğitim Filmi

doktor

7 bin lira veren ‘doktor’ oluyor

Tez merkezi adı altında kurulan merkezler, profesyonel tutumlarıyla dikkat çekiyor. Yüksek lisans tezinin bedeli 1500 TL, doktora tezinin fiyatı ise 7 bin TL’den başlıyor.

Burcu Ünal

Üniversitelerde yıl sonu yaklaşırken son sınıf öğrencilerini tez telaşı sardı. Lisanstakiler okulu bitirip iş hayatına atılmanın, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ise akademik kariyerlerinde bir üst basamağa adım atmanın hayalindeler. Geleceğe dair hayaller farklı olsa da bu dönemde tüm öğrencilerin kabuslarının adı ortak: Tez. İşte bu ortak kabus, Türkiye’de yeni bir sektör yarattı: “Tez yazımı”.

Her şey profesyonelce

Tez merkezi adı altında kurulan merkezler, internetteki ilan sitelerine “Tez yazılır” ilanı verenler öğrencilerin yerine tezlerini yazıyorlar. Bu süreçte öğrencilere tek düşen; konu belirlemek, hoca ile görüşmeleri yürütmek ve gerekirse saha araştırmasını yapmak. Fiyatlar lisanstan doktora tezine doğru orantılı yükseliyor.

Tez aşamasında bir öğrenci olarak ‘merkezler’i aradığımızda ilk dikkatimizi çeken son derece profesyonel yaklaşımları oluyor. Karşı taraf isminizi dahi sormadan talebinizi alıyor. Ardından gelen ilk soru: “Konunuz nedir?” Sonra bunu sırasıyla “Ne kadar süremiz var?”, “Araştırma yöntemi olarak anket mi yoksa derinlemesine mülakat mı kullanacaksınız?”, “Hangi okuldansınız?” soruları takip ediyor.

‘Bu konuya 250 sayfa yeter’

Eğer konunuz, hakkında fazla çalışılmamış bir konuysa biraz endişeyle yaklaşıyor fakat tez yazım kadrolarında bunu halledebilecek yetide kişiler bulunduğunu söylüyorlar. Daha sonra sıradaki soruya geçiyoruz: “Ne kadar süremiz var?” Normalde Türkiye’de toplam doktora süresi dersler ve yeterlilik sınavı ile birlikte 4 yılken, hemen tüm merkezler 1 yılın bir doktora tezini sıfırdan yazmak için yeterli olduğunu vurguluyor.

Sürede anlaştıktan sonra detaylara giriyoruz. “Tezinizde saha araştırması olacak mı?” sorusu geliyor. “Derinlemesine mülakatlar yapacağım” deyince hepsi saha araştırması kısmını yapmadıklarını belirtiyorlar. ‘Uzmanlaşmış’ merkez yetkilileri kimi zaman akıl da veriyorlar. Bir merkez yetkilisi, “Derinlemesine mülakat yapacağım” yanıtını aldığında, “Neden derinlemesine mülakat? Anket daha kolay. Öyle yapın” diyor. “Hoca istedi” deyince de “Türkiye’de mülakat analizi konusunda uzman pek isim yok, bu süreyi uzatır ama yapabilecek arkadaşlar var ekibimizde” yanıtını veriyor. Aynı kişi araştırma yöntemine müdahale etmekle kalmayıp devamında sayfa sayısında da görüş belirtiyor. “Biliyorsunuz bir doktora tezi yani yaklaşık 300-400 sayfalık bir tezden bahsediyoruz” dediğimizde yanıtı net: “Bu konu için 200 bilemedin 250 sayfa yeter.”

Tüm bu konuşmaların ardından sıra tezini yazdırmak isteyen öğrencinin sorularına geliyor. İlk soru tabii ki fiyat. Doktora tezi için verilen alt fiyat 7 bin TL civarındayken 10 bin TL’ye kadar çıkabileceği belirtiliyor. Yüksek lisans tezleri içinse ortalama fiyat 1500 TL.

Tezi yazanla tanışmak yasak

Öğrenciden gelen, “Tezimi kim yazacak” sorusunun cevabı ise son derece ‘gizemli’. Söz konusu doktora ise tezi, bir yardımcı doçentin yazacağını söylüyorlar. Lisans ya da yüksek lisans tezi söz konusu olduğunda ise yazanlar genellikle yüksek lisans ya da doktora öğrencileri oluyor.

Fakat söz konusu özellikle doktora tezi olduğunda tezi yazan kişiyle iletişim kurmanız yasak. Çünkü yazanlar akademisyen oldukları için deşifre olmak istemiyorlar. Ne onlar kimin tezini yazdıklarını ne de siz tezinizin kimin tarafından yazıldığını asla bilmiyorsunuz.

Akademi etiğini baştan sona ihlal edenlerin konuşmalar sırasında yaptıkları ortak etik vurgu ise son derece çarpıcı: “Tezinizde asla kopyala yapıştır olmayacak, bütün alıntıların referansları belirtilecek.”

‘Bu durum devleti dolandırmaktır’

Hukukçular, uygulamanın tamamen hukuka aykırı olduğunu söylüyorlar. Fikir ve sanat eserleri hukuku konusunda uzmanı Avukat Filiz Ceritoğlu Sengel, durumun hem yazan hem de yazdıran için hukuk dışı olduğunu söylüyor. “Eğer tezin başkası tarafından yazıldığı ispatlanırsa kişi aldığı unvanı kaybeder. Ayrıca tezi yazan kişi kendisinin yazdığını ispatlarsa, o tezin kitaplaştırılması durumunda kazanılacak tüm maddi gelir ile manevi her türlü hak yazana ait olur” diyen Sengel, “Ayrıca her iki taraf için de ortaya çıkması durumunda cezai müeyyidesi var. Bu şekilde siz bir devlet kurumunu dolandırmış oluyorsunuz” diyor. Sengel, tezlerin Türkçe’den İngilizce’ye çevrilmesi durumunun ise farklı olduğunu, burada sadece tercüme yapıldığı için konunun yasal ve kabul edilebilir olduğunu belirtiyor.

Milliyet

Her Öğretmene Mesleğini Sorgulatacak 12 Muhteşem Eğitim Filmi

bakin_lahmacun_diye_ne_yiyoruz13979869080_h1149427

Bakın lahmacun diye ne yiyoruz!

Hileciler peynirden ete, yoğurttan sucuğa her üründe sağlığımızla oynuyor. İşte lahmacun diye yediklerimiz: Tavuk- hindi derisi, kanat ucu, kemik zarı, kan pıhtısı…

İnsan sağlığı ile oynamaktan çekinmeyen gıda teröristleriyle mücadele sürse de, onlar yeni yöntemlerle piyasada olmaya devam ediyor. Hileciler her türlü katkı maddesini ve zehirli ürünü yiyeceklere katmaktan çekinmiyor. Peynirden, yoğurda, sütten, sucuğa, bisküviden tavuğa hemen her üründe katkı maddesi ve sağlığımızı tehdit eden kimyasallar bulunuyor. Gıda hilelerinin en çok görüldüğü alanlardan biri de et ve et ürünleri. Son olarak lahmacunun içindeki harçta da dehşet verici katkılar ortaya çıktı.

SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN
Gerçek bir lahmacunda yüzde 75 lahmacun harcı olmalı. Bunun en az yüzde 25′i yani 30 gramı et olmalıdır. Soğan, harcın yüzde 25′ini geçmemelidir. Toplam harç 95 gram olmalıdır. Böyle bir lahmacunun fiyatı ise en az 3.5 ile 4.5 TL olur. Sağlıklı bir lahmacunun sadece harcını bile 1-2 TL’ye üretmek mümkün değilken, piyasada lahmacunu bu fiyatlara satabiliyorlar.

“Lahmacun etinin dikkatli saklanması gerektiğini belirten uzmanlar, hileler karışınca da zehirlenmenin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Uzmanlar lahmacunda et diye yediğimiz maddeleri ise şöyle sıraladı:

“Mekanik kıyma dediğimiz gıda hilesi; tavuk derisi, hindi derisi, kanat ucu, boyun, kemik zarı, damar, sinir, kan pıhtısı ve kas gibi elle ayrıştırılamayan yerlerin kıymaya dönüştürülmesi ile elde ediliyor. İçin katılan boyar maddelerle dış görüntüsünün normal bir kıymadan hiçbir farkı kalmıyor. Ülkemizde kullanımı yasak olan, mekanik kıyma ucuz fiyatlara satılan döner, kebap, pide, lahmacun gibi ürünlerle soframıza taşınıyor. Normal bir kıymanın kilogram fiyatı 22 ile 30TL arasında değişirken, mekanik kıymanın kilosu 1-2 liradan satılıyor.”

Kaynak: haber7.com

Her Öğretmene Mesleğini Sorgulatacak 12 Muhteşem Eğitim Filmi

ogretmen---

2014 İl İçi , İl Dışı Öğretmen Atamaları Ne Zaman Yapılacak ?

2014 il içi öğretmen atamaları, 2014 il içi öğretmen atamaları ne zaman, iliçi öğretmen atamaları ne zaman, 2014 il dışı öğretmen atamaları, 2014 il dışı öğretmen atamaları ne zaman, ildışı öğretmen atamaları ne zaman ?

Öğretmen atama/yer değiştirme süreci başlıyor.

İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün 2014 yılı iş takvimine göre atama ve yer değiştirmeler şu şekilde gerçekleşecek.

İl içi, İller Arası isteğe ve Zorunlu Çalışma Yükümlülüğüne Bağlı Yer Değiştirmeler 02 Mayıs 2014 - 30 Haziran 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

İl ve İlçe Yöneticilerinin iller arası yer değişiklikleri 02 Mayıs - 31 Temmuz 2014tarihleri arasında yapılacak.

İlk Atama  01 Ağustos 2014 - 30 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılacak.

Atama ve yer değişikliği ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi yorum yazarak paylaşabilirsiniz…

Kaynak: www.Ogretmenx.com /ÖZELHABER

2014 EN ÇOK Satan 10 KİTAP


ünlü sanatçı ölümden

Ünlü şarkıcının aracı kaza yaptı

Ünlü şarkıcının aracı kaza yaptı

Şarkıcı Can Bonomo ile ekibini taşıyan araç, Gelibolu ilçesi yakınlarında kaza yaptı. Bonomo, kazayı hafif sıyrıklarla atlattı.

İstanbul’dan Çanakkale’ye konser vermek için gelen Bonomo ve ekibini taşıyan Tamer Karabulut yönetimindeki 34 GZ 1216 plakalı araç, Cennetkoy mevkisinde yoldan çıkıp, deniz kenarındaki şarampole devrilmeden durdu.

Kazada, Bonomo ile İpek Karadeniz, Kazım Çakır, Tuğçe Özne, İsmet Onur ve Nuri Alporlu hafif yaralandı.

Bonomu, getirildiği Gelibolu Devlet Hastanesi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, Çanakkale’ye konser için gittiklerini belirterek, “Allah’a şükür pek bir şey yok. Hafif yaralanan arkadaşlar var. Ama ölümden döndük. Araba uçurumun kenarında denize sarkık durdu” dedi.

Kaynak: SABAH

Her Öğretmene Mesleğini Sorgulatacak 12 Muhteşem Eğitim Filmi